YUMURTLAMA KAÇ GÜN SÜRER?

YUMURTLAMA KAÇ GÜN SÜRER?
OVULASYON KAÇ GÜN SÜRER?

Yumurtlama adet dönemi başladıktan sonra kaçıncı gün olur? Kaç gün sürer?
Kadınlarda adet döngüsünün ortasındaki günlerde yumurtlama olur. Yani örneğin 28 günde bir adet gören bir kadında 14. günde yumurtlama olur. Daha geç adet gören kadınlarda yumurtlama da geç olur mesela 35 günde bir adet gören bir kadında yumurtlama yaklaşık 21. gün olur. Yani yaklaşık olarak yumurtlama hep adet kanaması başlamadan 14 gün önce olur.

Peki ne kadar sürer? Yumurtlama bir kaç gün süren bir olay değildir, bir anda yumurtlama olur ve biter. Ancak yumurta hücresi ortalama 24 saat yaşayabilir. Yani yumurta hücresi 24 saat yaşayabildiği için yumurtlama olduktan 1 gün sonra ilişki olsa da gebelik olabilir. Ancak yumurtlama olduktan 2-3 gün sonra cinsel ilişki olursa gebelik olamaz çünkü yumurta hücresi o zamana kadar canlılığını kaybetmiştir.
Erkeğin sperm hücresi ise ortalama 3 gün yaşar. Yani yumurtlama olmadan 2-3 gün önce bile ilişki olsa sperm 3 gün yaşayabileceği için yumurtlama olduğunda yumurta hücresini dölleyebilir.
Bu durumda örneğin ayın 10’unda yumurtlama gerçekleşen bir kadında ayın 7’si ve 11’i arasındaki ilişkilerde gebelik olma şansı vardır. Yani gebelik ihtimali olan dönem ortalama 5 gün olmuş (en fazla 7 gün) oluyor. Bu nedenle bebek isteyen çiftlere adetin orta döneminde bir hafta boyunca “iki günde bir” ilişkiye girmelerini öneriyoruz. Cinsel ilişki hergün değil, iki günde bir önerilir genellikle çünkü hergün ilişkiye girilmesi sperm sayısında ciddi azalmaya neden olur.

EVDE KISIRLIK TESTİ

EVDE KISIRLIK TESTİ
Son yıllarda evde yapılabilen kısırlık testi (infertilite testi) olarak üretilen bazı kitler yurtdışında ve Türkiye’de piyasada mevcuttur. Bu testlerden bazıları sadece erkek kısırlığını test etmek için üretilmiştir (evde sperm testi), erkekteki sperm sayısına göre sonuç verir. Bazı testler ise hem erkek hem kadın için üretilmiştir, kutu içerisinden çıkan bir kit erkek sperm sayısına göre sonuç verir, diğer kit kadının kısırlık (infertilite) problemine dair idrar testidir. Bu testlerle ortalama 1 saat civarında sonuç alınabilmektedir.

Kadında kısırlık (infertilite) problemi veya hamile kalma, doğurganlık kapasitesi bu testlerde kadın idrarında FSH hormon düzeyine dayanılarak belirlenir. FSH kadın doğurganlık kapasitesinin belirlenmesinde kanda düzeyi ölçülen en önemli hormonlardan birisidir. Bu testler FSH hormonu düzeyini ölçmemektedir ancak sadece idrardaki düzeyi hakkında kabaca fikir vererek eğer düzey çok yüksekse ksırlık problemi olabileceği konusunda sonuç vermektedir. Test üreticileri bunun sadece kabaca bir sonuç verebileceğini ve sonucun doktora danışılarak daha detaylı tahlillerle teyid edilmesi gerektiğini belirtmektedir.

Erkekler için üretilen testler ise erkekteki sperm sayısı kritik değerin altında ise kısırlık problemi olabileceğine dair sonuç vermektedir. Normalde erkekte 1 mililitre semende en az 20 milyon sperm hücresi bulunması  gerekir.

Evde yapılan kısırlık testleri ne kadar güvenilir?
Kısırlık testlerin ne kadar güvenilir olduğu tartışmalı bir konudur çünkü bu testler sadece kadın idrarında bulunan FSH hormonu ile erkek sperm sayısına dayanarak sonuç vermektedir. Kısırlık (infertilite) problemi sadece kadındaki FSH düzeyi ve erkekteki sperm sayısına dair belirlenebilecek bir konu değildir. Kadında FSH düzeyi ve erkekte sperm saysı normal olduğu halde kısırlık problemi olabilir. Çünkü kadında FSH dışında bir çok hormon, rahimle ilgili patolojiler, tüplerle ilgili patolojiler ve diğer bir çok sebep kısırlık durumunu (gebe kalma kapasitesini) etkileyebilmektedir. Bunlar hakkında detaylı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

ÖSTROJEN HORMONU

ÖSTROJEN HORMONU
Östrojen hormonu kadınlarda ve erkeklerde bulunan seks hormonlarından birisidir. Erkeklerde çok
düşük düzeylerde bulunur. Kadınlarda üreme fonksiyonları ve menstrüel siklus üzerinde önemli etkileri vardır.18 karbonlu (C18) steroid yapıda hormonlardan birisidir ve temel yapı taşı kolesteroldür. Östrojenler esas olarak overlerde (yumurtalıklarda) üretilir ve periferik dokularda (yağ dokusunda) androjenlerden aromatizayonla elde edilir.

1929 yılında Adolf Friedrich Johann Butenandt ve Edward Adelbert Doisy östrojen hormonunu ilk olarak izole eden bilim adamı olmuşlardır. Adolf Friedrich Johann Butenandt seks hormonları üzerine olan çalışmalarından dolayı 1939 yılında Nobel kimya ödülüne layık görülmüştür (kaynak 1, 2).

Kadınlarda 4 çeşit östrojen hormonu bulunur:
Östron (Estron, E1): Zayıf östrojenik aktivitesi vardır.
Östrdiol (Estradiol, E2): En güçlü östrojendir. Üreme çağındaki kadınlarda en fazla üretilen östrojen östradioldür.
Östriol (Estriol, E3): En zayıf östrojenik aktivitesi olandır. E2 ve E1’in matabolik son ürünüdür. Direk olarak overden salgılanmaz.
Östetrol (Estatrol, E4): Fetus karaciğerinde sentezlenir . Gebelik dışında erişkin kadın vücudunda bulunmaz.

Androstenedionun aromatizayonu ile üretilen östrojen Östron (E1)’dur. Testosteronun aromatizasyonu ile elde edilen östrojen östradiol (E2)’dür. Bu reaksiyonlarda rol alan enzim aromataz enzimidir. Bu reaksiyonlarda overlerde E1 ve E2 oluşurken; yağ, kas gibi periferik dokularda E1sentezlenir. E1 ve E2 birbirine 17-beta-hidroksisteroid dehidrogenaz emzimi ile dönüştürülebilmektedir.

Östrojen hormonunun kadın vücudundaki etkileri:
– Vajen epitelinde proliferasyon ve glikojen depolanmasını arttırır. Bu sayede vajende pH azalır yani asidik ortam oluşur. Vajende östrojen etkisi ile süperfisial hücre hakimiyeti sağlanır.
– Servikal mukusun pH’ını arttırır yani alkali hale getirir, bu sayede spermin serviksten geçmesini ve gebeliği kolaylaştırıcı etki gösterir.
– Servikal mukusun sıvı içeriğini arttırarak elastikiyetini arttırır, vizkozitesini azaltır. Bu sayede spermlerin serviksten rahim içerisine rahat geçmesini sağlar, bu östrojenin gebeliği kolaylaştırıcı fizyolojik bir etkisidir. Servikal mukusun elastikiyetinin azalması Spinn-Barkeit testini pozitif yapar. Ovulasyon (yumurtlama) zamanına yakın günlerde artan östrojen etkisi ile bu değişiklikler izlenir.
– Östrojen etkisi ile servikal mukusta sodyum klorür miktarı artar, bu da kristalziasyonuun artmasına ve eğreti otu görüntüsüne neden olur. Eğreti otu testi (Ferning testi) foliküle fazda ve gebelikte amnion sıvısı sızıntısı (EMR) varsa pozitifleşir; luteal fazla ve gebelik döneminde